Blog yazıları

Oksalik Asit Uygulaması ile Varroa Mücadelesi 21.12.2021

Oksalik Asit Uygulaması ile Varroa Mücadelesi 21.12.2021

Oksalik asit H2C2O4 formülüne sahip organik bir asittir. Kısaca bilgi verecek olursak ismini ilk defa bulunduğu yonca bitkisinden aldığını ve zayıf bir asit olduğunu söyleyebiliriz.

Organik bir ürün olması nedeni ile Varroa mücadelesinde oksalik asit kullanıyoruz.
Varroa sadece bal arılarında görülen bir dış parazittir, üreyebilmesi için bal arısı kurtçuklarını kullanır. Bal arısı kurtçuklarına zarar verdiği için kovanda doğup büyüyecek olan olan arı sayısını ciddi ölçüde azaltarak arı kolonisinin yok olmasına neden olur.

Uygulanışı: Oksalik asit buharlaştırılarak kovan içine verildiğinde kovanda dış parazit olarak bulunan Varroa ya direk etki etmektedir. Uygulanan işlemde inorganik bir ürün kullanılmamasına rağmen bu işlem yine de bal sağımına uzak bir dönemde yapılmaktadır. Varroa uygulaması yapıldığı zamanda arılar kışlama yapmakta ve kovan dışına çıkıp bal yapmaya çalışmamaktadır. Buradaki amacımız yavrulama dönemi başladığında varroa parazitini temizleyerek doğacak yeni yavruların sağlıklı büyümesini sağlamaktır böylece koloni büyüyüp bizler için bal toplayabilecektir.

Oksalik Asit Oksalik asit buharlaştırma makinesi

oksalik asit uygulaması Buharlaşmış oksalik asitin kovan dışına çıkması

Buharlaşmış oksalik asitin kovan dışına çıkması

Arı Kovanı Boyama Aşaması

Montajını yapıp birleştirdiğimiz kovanlarımızın ahşabının daha dayanıklı olması için dış kısımlarını önce bezir yağı ile boyuyoruz, bezir yağı ile boyanan kovanlar vernikle boyanmış gibi bir görünüm kazanıyor aşağıdaki resimlerde görebilirsiniz. Bezir yağı kuruduktan sonra suya dayanıklı yağlı boyalar ile dış kısımları boyanıyor.


Dış kısımları boyanan kovanlar su çekmediği için arılarımız nem ve rutubete maruz kalmıyor bu da kovanların daha sağlıklı olmasını sağlıyor. Resimlerde kovanların renklerinin farklı farklı olduğunu görüyorsunuz bunun amacı ise arılıkta yan yana dizilen kovanların arılar tarafından karıştırılmasını önlemektir, kovan dışına çıkan arılar arılığa geri döndüğünde tüm kovanlar bir birine yakın ve aynı renk olduğunda ait oldukları kovan yerine diğer kovanlara girebilmektedirler bu sorunu ortadan kaldırmak için farklı renkleri yan yana dizip aynı renkleri birbirinden uzaklaştırıyoruz böylece arılar ait oldukları kovanları daha rahat bulabiliyorlar.


Yarım Arı Kovanı İmalatı

Bahar gelmeden çoğaltacağımız arılar için mini kovanlar üretip hazırlığımızı tamamlıyoruz hazırladığımız bu mini kovanlar normal boyutlu kovanların tam olarak yarısı kadardır, arı kolonisi büyüdüğünde yarım kovanlar kolayca normal boyutlu kovanlara aktarılabilir. İmalat aşamasından birkaç resim paylaşmak istiyorum.



Marangozda ölçüsünü vererek kestirdiğimiz parçaları birleştiriyoruz. Daha sonra kovanların sadece dış kısmı boyanacak arıyla temas eden kısımlara kesinlikle boya sürülmüyor dış kısma sürülen boya arı kovanın yağmur ve karda su çekmemesi, kovanın sağlıklı kalması için önemli bir rol oynuyor.



Üst resimde gördüğünüz mini çıtalar yarım arı kovanlarına hem enlemesine hem boylamasına konulabiliyor. Resimde iki yarım çıtanın birbirine geçirilerek birleştirilmiş hali görünmektedir. Bu yarım çıtalar küçük olması nedeniyle yarım petek bal almak isteyen bazı müşterilerin tercihi olabiliyor.


Yarım arı kavanının hazırlanmış son hali yukarıdaki gibidir. Son olarak dışına suya dayanıklı bir boya sürülecek böylece yeni sezonda kullanılmaya hazır.

2021 yılı Kovan Bakımlarını Başlattık

Kışlama sezonuna 95 arı kovanıyla girdik ancak 20 arı kovanımız kışlama sezonunu atlatamadı bu nedenle 2021 sezonuna 75 arı kovanıyla başlayacağız. Her yıl kışı atlatamayan kovanlar oluyor bu olağan bir durum. Geriye kalan arı kovanları güçlendirerek yeni sezona daha iyi başlamaya çalışıyoruz.

Bahar gelmeden arılarımız dışarıdan besin bulamadığı için bu dönemde dışarıdan besin takviyesi yapmak çok önemi. Yavru yaparak güçlenen kovanlarımıza mayıs ayında havaların düzelmesi ile birlikte oğul kontrolü yaparak kontrolsüz çoğalmalarını engelleyeceğiz böylece azalan arı kovanı sayımızı yeniden arttırmış olacağız. Geçen yıla ait oğul kontrollerimizden 2 resim paylaşıyorum resimlerde işaretli olan arıya dikkat edin bu kraliçe arıdır yavru yaparak koloninin büyümesini sağlar.



Resimlerde gördüğünüz ana arıyı bir kovan arı olarak düşünebilirsiniz. Kovan sayımızı arttırabilmek için bahar döneminde ana arı üretimi çok önemlidir çünkü önümüzdeki kış yine kayıplar olacak bu işin devam edebilmesi için kayıplardan daha fazlasını yerine koymak zorundayız.

Balların çeşitleri var mıdır?

Türkiye'de üretilen bal çeşitleri

Evet balın pek çok çeşidi vardır, yazımızda bahsedeceğimiz bal çeşitleri Türkiye'de üretilebilen ballardır. Bal arılar tarafından çiçek nektarları ve salgı özleri toplanarak yapılır. Arılar balı yaparken çevresinde bulabildiği kaynakları kullanır sonuç olarak kovanın çevresinde hangi kaynak çoğunluktaysa balın içeriği de o kaynaktan oluşur ismini de bu şekilde alır. 

Türkiye'de üretilen bal çeşitleri:

  1. Akasya balı
  2. Anzer balı
  3. Ayçiçek balı
  4. Çam balı
  5. Çiçek balı
  6. Deli bal (Ormangülü balı)
  7. Hayıt balı
  8. Ihlamur balı
  9. Karabaş otu balı
  10. Karabuğday balı
  11. Karakovan balı
  12. Keçiboynuzu balı
  13. Kekik balı
  14. Kestane balı
  15. Keven (Geven) balı
  16. Lavanta balı
  17. Meşe balı
  18. Narenciye (Anavarza) balı
  19. Püren balı

Yukarıda sıraladığımız bal çeşitleri farklı farklı bitki nektarları ve salgı özlerinden oluştuğu için her balın insan sağlığına faydası ve özellikleri farklıdır. Ülkemizde üretimi yapılan tüm bal çeşitleri hakkında detaylı bilgileri bloğumuzda bulabilirsiniz.

Balların rengi neden farklı olur?

Gerçek balın renkleri

Arıların kullandığı bitkilere göre bal koyu veya açık renkli olabilir. Arılar nektar ve polenlerini aynı tür bitkilerden toplasa bile farklı mevsim şartlarında ortaya çıkan balın farklı renklerde göründüğü bilinmektedir. Dolayısıyla balın üretildiği mevsim de balın rengine etki etmektedir. Koyu renkli balların antioksidan bakımından, açık renkli balların ise anti mikrobiyal aktivite (mikrop öldürücü) bakımından çok zengin olduğu bilinmektedir. Balın içerisine giren her çiçeğin nektarının kendisine özgü tat, koku ve rengi vardır. Tüm bu değişkenlikler tamamen doğal bir ürün olan bala yansımaktadır. Gerçek bal sarı, kırmızı ve kahve renginin tonlarında olabilir sadece rengine bakarak balın gerçek olup olmadığını söylemek doğru olmaz.

Gerçek bal nasıl anlaşılır?

Gerçek bal nasıl anlaşılır?

Gerçek bal laboratuvarda tahlil yaptırarak kesin olarak anlaşılabilir
ancak bu işlemi yaptırmak bal tüketicilerinin kolayca yapabileceği bir işlem değildir. Bu nedenle bu yazımızda tahlil yöntemine alternatif olabilecek yöntemlerden bahsedeceğiz.

Gerçek bal tadına bakarak anlaşılabilir mi?

Gerçek bal tadına bakarak anlaşılabilir mi?

Evet bir balın gerçek olup olmadığını tadına bakarak anlayabiliriz ancak bu konuda kesin bir şey diyebilmek için baldan iyi anlamak gerekir. Eğer uzun süre gerçek bal tüketmiş biriyseniz aradaki tat farkını rahatça hissedebilirsiniz. Gerçek balı yedikten sonra 15 20 saniye balın tadı damağınızda kalacaktır. Gerçek bal; bal diye satılan şerbete (sahte bal) göre daha koyu kıvamlıdır ve suda çözünmeye karşı daha dayanıklıdır balın bu özelliğini kullanarak yapılabilecek bal ve su testini aşağıda anlatacağız.


Kristalize olmuş bal

Gerçek balın fiziksel özellikleri

  • Gerçek bal kıvamından dolayı kaşığa alındığında kesintisiz olarak akar kopmaya uğramaz.
  • Gerçek bal içeriğindeki polen ve glikoz nedeni ile soğuk havalarda kristalize olur yada halk dilinde kullanılan tabirle donar da diyebiliriz. Ancak bu donma reçeldeki donma gibi boncuk boncuk olmaz hakiki zeytin yağında olduğu gibi dibinden başlayarak yukarıya doğru donar ve görünüm olarak tereyağını andırır. Eğer gerçek bal diye aldığınız ürün soğuk havalarda yavaş yavaş donmaya başlamıyorsa sahte baldır.
  • Gerçek bal şekerden yapılan şerbetlerle karşılaştırıldığında tat olarak çok daha keskindir fazla yendiğinde genizde hafif yanma yapar, iki ürünü de arka arkaya tadarak aradaki farkı rahatça anlayabilirsiniz.

Gerçek balı anlamak için yapılabilecek testler

  • Balın kıvamından yararlanarak su ve bal testi yapabiliriz: Ilık su içine koyduğumuz gerçek bal yoğun kıvamından dolayı suda hemen çözünmez, içinde bal olan kaba ufak dairesel hareketler yaptırıldığında arı peteğini andıran bir görüntü oluşur bu balın gerçek olduğunu gösterir. Sahte balda ise kabın kenarlarına doğru yayılmalar ve çözülmeler olacaktır. (Uyarı: Kap içine konacak olan bal toplu şekilde bırakılmalı kabın içine yayılmamalıdır.
  • Balın yine kıvamından yararlanarak peçete ve bal testi yapabiliriz: Gerçek bal, sahte ballara göre daha kıvamlıdır içerisinde daha az sıvı bulundurur bu nedenle peçete üzerine toplu bir şekilde bırakıldığında emilmez. Ancak şerbetten yapılan sahte ballar peçete üzerine damlatıldığında içerisindeki sıvı oranı daha yüksek olduğu için emilmeye başlar.
Peçete ve bal testi

  • Şerbetten oluşturulan sahte ballar, Gerçek ballara göre yanmaya daha dayanıklıdır ancak organik bir ürün olduğu için tutuşma sıcaklığına ulaşırsa yanacaktır. Yanma testini yaparken hemen tutuşmayan bir çubuk tercih edilmelidir örneğin demir bir çubuk kullanmanız tavsiyemizdir böylece yanan şeyin çubuk olmadığı garantilenmiş olur. Balın içine batırdığınız çubuğu ateşe tuttuğunuzda cızırdayarak yanıyorsa o bal gerçektir.

Arıları beslemek için verilen kek ve şeker bala geçer mi? Geçerse nasıl anlaşılır?

Şeker ve Bal

Amacı üretim olan her balcı çiçeklerin açtığı dönemde güçlü ve kalabalık kovanlara sahip olmak ister böylece arılar geçici olan bu çiçek dönemlerinde daha fazla bal yapabilirler. Eğer arı kolonisi zayıf ise çiçeklerin açtığı dönemde az işçiye sahip olduğu için yeterince bal toplayamayacaktır.

Ana arı havaların ısındığı dönemde yavru yapmaya başlar ancak oluşan yeni yavrular hemen uçmaya başlayamaz ana arının yumurtlamasından işçi arının oluşmasına kadar 21 gün geçmesi gerekmektedir yeni çıkan işçi arıların uçabilir hale gelmesi için ikinci bir 21 gün geçmesi gerekmektedir. Kısaca ana arının çiçek dönemini en az 42 gün önceden hissetmesi gerekmektedir. Burada zamanlama çok önemlidir eğer yumurtlamaya erken başlarsa kovan arı dolduğunda dışarıda kaynak yoksa kovandaki stoklar bitecek ve arılar ölecektir yumurtlamaya geç başlarsa çiçek dönemini kaçıracak ve az bal toplayabilecektir.

Şerbet kabı

Yazımızın başında dediğimiz gibi amacı üretim olan arıcılar kesinlikle yanlış zamanlama istemez bu nedenle arıların erken yavru yapmasını sağlamak ve stoklarının tükenmesini engellemek için havaların ısınmaya başladığı dönemde arılara şerbet ve kek (bal polen ve pudra şekerinden yapılmış) verir böylece arılar ölmeden çiçekler başlamadan kalabalık bir koloni oluşturulmuş olur.

Buraya kadar anlattığımız besleme yöntemi tamamen masum olan yöntemdir arıların stok yapması amacı ile yapılmaz. Bu besleme yöntemi uygulandığında arı kovanı tek katlıdır ve içinde 5 çıta civarında arı bulunmaktadır arılar güçlendikçe bu kat 10 çıtaya tamamlanarak birinci kat doldurulmuş olur. Yapılan bu besleme yönteminin neden masum olduğunu şimdi anlayacaksınız buraya dikkat: Biz arılardan bal alırken zaten birinci kattan bal almıyoruz, arıların stok yapacağı kadar da besleme yapmadık. Arılar besleme yaptığımız zamandan sonra 5 çıta daha petek ördü ve arı kolonisi iyice büyüdü bunun üzerine bal alacağımız ikinci katı ekliyoruz ve bu kattaki petekler sadece çiçeklerden emilmiş nektar ile dolduruluyor. Sonuç olarak arılara besleme yaptığımız dönemde stok yapmış olsalar bile bu peteklere dokunulmadığı için kalitesiz bal süzülme ihtimali dahi bulunmuyor.

Ancak bazı aç gözlü insanlar balın kalitesine değil miktarına baktığı için bu besleme yöntemini tüm bal sezonu boyunca yapmaktadır. Arılar da kolay ulaşılabilen kaynak olduğu için çiçek nektarları yerine sürekli şerbet kullanarak bal yapmakta ve bu şekilde oluşan balın içerisinde vitamin mineral aminoasit protein gibi insan sağlığına olumlu etkileri olduğu bilinen maddeler bulunmamaktadır. Sırf insan sağlığına faydalı olduğu için bile bir çok kişi tarafından tüketilen balın sahtesini yaparak tüketicileri kandırmış oluyorlar.

İşini layıkıyla yapan kişiler 1kg bal alırken bu şekilde bal üreten kişiler 5 - 10kg bal üretmekte ve bal piyasasını düşürmektedir. Değersiz ballarını sattıkları fiyat gerçek balcılara hakaret olduğu için gerçek bal üreten kişiler ballarını toptan satmak istemezler bu nedenle üzülerek söylüyorum marketlerden aldığınız balların %95 i bu kalitesiz ballardan oluşmaktadır geri kalan %5 i de karışık ballardır. Bu oran bukadar düşük olamaz dediğinizi duyar gibiyim ama birde şöyle düşünün 1kg gerçek bal üreten bir kişi ile 10kg sahte bal üreten diger kişiyi düşünün: iki üretici de tüm ürünleri satmış olsalar bile oran %50 olmayacak aradaki üretim farkından dolayi %90 oluyor, zaten gerçek bal üreten arıcılar ballarını önce çevresine ulaştırır elinde kalan satamadığı fazla balları düşük fiyattan toptancılara satmak zorunda kalır.

Aldığımız balın şekerden yaptırılıp yaptırılmadığı anlaşılır mı?

Tabi ki anlaşılır ama bunu anlamak o kadar kolay değildir. Şerbetten de yaptırılsa oluşan ürün yine baldır sadece faydalı diyeceğimiz maddeleri içermez. Örneğin balı analiz ederek nokta atışı yapabilirsiniz, analiz yapıldığında balın besin değerleri ve içindekiler belli olacağı için arıların nektardan mı şerbetten mi çalıştığı anlaşılabilir. Eğer sürekli olarak gerçek bal tüketmişseniz damak tadınız oturmuştur farklı bir şey yediğinizde arada fark olduğunu hissedebilirsiniz ancak kesin diyemezsiniz, tabi şu yemek gurmeleri gibi bir tat yeteneğiniz varsa o zaman başka.
Örneğin gerçek çiçek balı içerisindeki polen ve gilikoz değerinden dolayı kristalize olur sahte balların içinde bu polen oranı düşüktür kristalize olmaz ancak kristalize olmayan gerçek ballar da vardır salgı balları(çam balı) gibi bu nedenle şu bal sahtedir demekte zordur. Donmuş bal görürseniz tamam işte gerçek bal buldum diyerek alabilirsiniz. Ben donmuş bal sevmiyorum diyorsanız ihtiyacınız olan kadarını farklı bir kaba alıp ısıtıp kullanabilirsiniz. Emin olun defalarca ısıtılmış gerçek bal bile şerbetten yapılmış baldan daha faydalıdır. Her ısıtma işleminde balın içindeki faydalı maddelerin bir kısmı ısıdan dolayı özelliklerini kaybetse de diğer baldan çok daha faydalıdır. Kendi balımızı defalarca ısıtmama rağmen tekrar tekrar donduğunu biliyorum her seferinde uğraşmak zor gelse de bunun neden bu şekilde olduğunu bildiğimden severek yaptığım bir iş haline dönüşüyor.

Propolis

Arı Propolisi

Propolis Nedir?

Arıcılar arasında preboli ya da arı zamkı olarak da bilinen propolis, arıların kovan içinde yer alan peteklerin sterilizasyonunu sağlamak, dışarıdan gelen böcek, mantar, bakterilere karşı kovanı korumak, bal peteklerini onarmak ve güçlendirmek için kullandığı bir üründür. Arılar, propolisi üretmek için başta iğne yapraklı ağaçlar olmak üzere pek çok bitkinin gövde, yaprak, tomurcuk ve nektarlarından elde ettiği maddeleri, kendi salgılarıyla biyokimyasal değişime uğratırlar. Propolis, antibakteriyel özelliği sayesinde kovanın hijyenini sağlamak ve reçinemsi özelliğiyle de kovanın savunmasını güçlendirmek için de kullanılır. Çoğunlukla koyu kahverengi olan propolisin rengi, toplandığı bölgeye göre şeffaf, kırmızı, sarı ve yeşil renklerde olabilir. Zengin bir içerikten oluşan propolis, tarih boyunca insanlar tarafından ilaç olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise kullanımının sağlığa olumlu etki yarattığına dair bazı bilimsel çalışmalar bulunur. Sıklıkla kullanılan kavak tipi propolisin içeriğinde 150'ye yakın biyoaktif bileşen olmak üzere yaklaşık 300 farklı bileşiğe rastlanmıştır. Arı poleninden farklı olarak B1, B2, C, E vitamini barındıran propolis ayrıca çinko, bakır, demir, kalsiyum, magnezyum, sodyum ve potasyum gibi mineraller açısından da zengindir. İnsanlar tarafından kullanıldığında zararlı virüs ve bakterilerin yok edilmesine yardımcı olduğu bilinen propolis, yetişkinler ve çocuklar tarafından bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için kullanılabilen doğal bir üründür. Mantarlara karşı da etkili olduğu bilinen propolis, tüm bunların yanında antioksidan ihtiyacının karşılanması için de kullanılabilir. Ancak işlenmemiş propolis, sindirilmesi güç, bal mumu benzeri bir maddeyle karışık hâldedir. Doğada bulunan propolisin yaklaşık yarısını oluşturan bal mumu benzeri maddenin, reçine benzeri besleyici kısmından ayrıştırılması önemlidir. Propolisin doğru şekilde bal mumundan ayrıştırılması, ürünün sindirilebilirliği açısından son derece önemlidir. Bu işlem, propolisin bitki ve larva kalıntılarından da ayrışmasını sağlar. Bu yüzden doğadan kazınarak toplanan işlenmemiş ürünlerin tüketilmesi önerilmez.

Propolis Faydaları Nelerdir?

%50 oranında reçine, %30 bal mumu, %10 esansiyel ve aromatik yağlar, %5 polen ve %5 mineral madde ve organik kalıntılarda oluşan propolisin, insan sağlığı üzerinde pek çok olumlu etkisi bulunduğu saptanmıştır. Propolis, faydaları bakımından oldukça zengin bir üründür. Antibakteriyel, antiviral, antifungal ve antienflamatuar içeriğinin yanı sıra pek çok farklı rahatsızlık için de önleyici ve tedavi edici özelliği bulunduğu bilinir. Propoliste yer alan etanol ekstraktı (faydalı bileşenlerin ayrıştırılarak tüketime hazır hâle getirilmesi işlemi) bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Etanol ekstraktı, aynı zamanda iltihap önleyici, antibakteriyel, antiviral, antifungal, antioksidan ve lokal anestezik gibi özelliklere sahiptir. Propolis içeriğinde yer alan kafeik asit fenil ester ve clerodane diterpenoidin de kanserli hücrelerin gelişimini engellediği ve sağlıklı hücrelerin, kanserli hücreye dönüşme ihtimalini azalttığı düşünülmektedir. Meme, cilt, gırtlak, karaciğer, kolon, mesane, ve yumurtalık kanseri tedavisinde rol oynadığı öne sürülür. Bu içeriğin karaciğeri zararlı maddelere karşı koruduğu da yapılan sınırlı çalışmalarda görülmüştür. Propolis içeriğindeki diğer etken maddelerin adenovirüs ve influenza gibi virüslere karşı etkili olduğu, yara iyileşmesinde rol oynadığı da aynı sınırlı çalışmalarda saptanmıştır. Propolisin içeriğinde yer alan bioflavonoidler ise virüslere karşı etkin koruma sağlar. Bazı araştırmalar, propolisin soğuk algınlığı ve grip gibi rahatsızlıkların iyileşmesine yardımcı olduğunu gösterir. Diş macununa eklenerek kullanılan propolisin, ağızda bakteri oluşumunu azalttığı, diş etlerinde var olan bazı rahatsızlıkları iyileştirmeye yardımcı olduğu düşünülür. Propolisin cilde faydaları, çoğunlukla yara ve yanıkların iyileştirilmesi ile sınırlıdır. Hücre büyümesini hızlandırdığı için cilt yanıklarının daha hızlı iyileşmesinde etkili olan propolisin, ülseratif kolit, ülser, mide ve bağırsak kanserlerinin yanı sıra diğer gastrointestinal sistem rahatsızlıklarına karşı koruma sağladığı ve bu hastalıkların tedavisine de yardımcı olduğu yönünde sınırlı çalışmalar bulunur. Aynı çalışmada propolisin, helicobacter pylori gibi sağlık üzerinde olumsuz etkisi bulunan patojenleri etkili bir şekilde yok ettiği de gösterilir. Sıklıkla sorulan "Propolis faydaları nelerdir?" sorusu bu şekilde yanıtlanabilir.

Propolis Nasıl Kullanılır?

Arıların, ağaç ve bitkilerden topladığı maddeleri, kendi salgılarıyla biyokimyasal etkileşime sokmaları sonucu oluşturduğu propolisin, insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinir. Özellikle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, ağız ve boğazda var olan rahatsızlıkların giderilmesinde etkili olduğu düşünülen propolis, suda çözünür damla, tablet, kapsül, krem, sprey, şurup ve toz formlarında bulunur. Formlarının çeşitliliği nedeniyle genel olarak propolis kullanımının oral ya da cilt üzerine sürülerek yapıldığı söylenebilir. Damla propolis, ağız yaraları ve boğaz enfeksiyonları için sıvı ve katı gıdalara damlatılarak tüketilebileceği gibi gargara yapılarak da kullanılabilir. Tablet ve kapsül propolis, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve uyku problemlerinin giderilmesi amacıyla su ile birlikte yutularak; krem propolis, küçük yanık ve yaraların tedavisi için cilt üzerine sürülerek kullanılır. Sprey formda olan propolis boğaz enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı olarak boğaza sıkılarak, şurup ise öksürük ve ağız yaraları için uygulanır. Toz formunda olan propolisin ise bal ile birlikte tüketildiğinde daha etkili olduğu bilinir. İçeceklere ve yoğurda eklenerek tüketilebilir. Hastalıkların tedavisi için propolis kullanılmadan önce mutlaka hekime danışılmalı ve hekimin belirlediği doz ve sürede kullanılmalıdır.

Propolis Kullanmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

Propolis kullanımından önce ürünün kullanım talimatları dikkatlice okunmalı, kişiyi şüpheye düşürecek bir durumun varlığında mutlaka hekime danışılmalıdır. Ayrıca kronik hastalığı olan kişiler de propolis kullanmadan önce mutlaka hekime danışmalıdır. Propolis kullanımından önce dikkat edilmesi gerekenlerin bir kısmı şunlardır:

Propolisin içeriğinde yer alan doğal bileşenlerden bazıları kanın pıhtılaşmasını yavaşlatabilir. Bu yüzden planlanan bir operasyon öncesinde propolis ve diğer doğal, bitkisel ürün ya da ilaçların tüketimi bırakılmalıdır.
Bala alerjisi olan kişilerin propolis tüketmemesi önerilir.
Gebe ve emziren annelerin, propolis kullanmadan önce hekime danışmaları son derece önemlidir.
Propolis alkol ile birlikte kullanılmamalıdır.
Astım gibi solunum ile ilgili rahatsızlığı olanların, propolis kullanımından önce hekimden görüş almaları gerekir.
Propolis de dahil olmak üzere hiçbir doğal ya da bitkisel ürün, yüksek miktarda tüketilmemelidir.
Propolisin uzun süre ile kullanımı alerjik reaksiyonlara yol açabilir.

Polen

Arı Poleni

Arı poleni, tarihte bilinen en eski besin takviyelerinden biri olarak bilinmektedir. Arı Poleninin insan vücuduna faydaları saymakla bitmez içinde 22 çeşit aminoasit, 27 çeşit madensel tuz, pigment, enzim, ferment, doğal hormon, karbonhidrat, sodyum, magnezyum, demir, silisyum, çinko, bakır, alüminyum, nikel, titanyum gibi minerallerin yanında A, C, D, E, H, P, B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7, B8, B9, B12 vitaminleri ile tam bir şifa kaynağıdır.


Arı Poleninin Faydaları

  • Enerji verici özelliği ile enerjinizin yükselmesini sağlar. Yorgunluk ve halsizlik hissettiğinizde kendinizi toplamanıza yardımcı olur.
  • İçerisindeki aminoasitler sayesinde cildinizin daha parlak ve canlı görünmesini sağlar.
  • Bağışıklık sisteminizin daha güçlü olmasını sağlayarak çok sık hasta olan kişilerin hastalığa yakalanma sıklığını azaltır.
  • Sedef hastalığı, egzama, mantar gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. 
  • Kan dolaşımını düzenleyerek kalp ve damar hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.
  • Akciğerlerin temizlenmesine yardımcı olur.
  • Üst solunum yolları hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
  • Kan şekerinin ve iştahın dengelenmesinde önemli rol oynar.
  • İçerisinde doğal hormon bulunması sebebiyle kısırlık tedavisinde kullanılır.
  • Hafızayı güçlendirir.
  • Düzenli bir şekilde tüketilmesi halinde kansızlık tedavisinde de etkilidir.
  • Anne sütünün miktarını ve kalitesini arttırır böylece dolaylı olarak bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimine katkı sağlar.
  • Alerjik reaksiyonların giderilmesinde faydalıdır.
  • Sindirim sistemini korur.
  • Prostata yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olur.
  • Yüksek tansiyonun dengelenmesini sağlar.
  • Görme sorunlarına iyi gelir ve görmeyi güçlendirir.
  • Zihinsel olarak zekaya fayda sağlar.
  • Kandaki alyuvar ve hemoglobin sayısının artmasını sağlar.
  • Prostat kanserinin iyileşmesine fayda sağlar.

Arı Poleni Nasıl Kullanılmalıdır?

Arı polenin günlük kullanım değeri 10-15gr dır ancak tedavi amaçlı kullanımlarda 35gr a kadar çıkartılabilir. Arı poleni besin değeri yüksek bir besin olduğu için fazla kullanımlarda baş dönmesi yapabilir söylenen değerleri geçmemelisiniz ayrıca kullanmaya yavaş yavaş arttırılarak başlanmalıdır. Yarım çay kaşığı ile başlayıp iki çay kaşığına kadar çıkabilirsiniz.

Süzme Çiçek Balı - Ayçiçeği Balı

Süzme Bal

Edirne ilinin Serem köyünde, çevre kirliliğinden uzak bir bölgede kimyasal ilaçlar kullanmadan yaptığımız arıcılık faaliyetleri ile ürettiğimiz sağlıklı, doğal ve olgunlaşmış balları peteklerdeki sırlı gözleri açarak santrifüj yöntemi ile balı bulandırmadan başarılı bir şekilde süzerek sizlere sunulmaya hazır hale getiriyoruz.

Ayçiçeği tarlası

Bölgemiz bitki çeşitliliği olarak zengin olsa da ayçiçeğinin yoğun olarak üretilmesinden dolayı balımız ismini Ayçiçeğinden almaktadır. Ballar isimlerini genellikle çevrelerinde yaygın bulunan bitkilerden alır ancak her çevre birebir aynı olmadığı için aynı isme sahip olan balların arasında bile tat, lezzet gibi farklılıklar olmaktadır.

Çiçek ballarını diğer ballar ile karşılaştıracak olursak besin değerlerinin, içerdiği vitamin ve proteinin salgı ballara göre fazla olduğunu söyleyebiliriz çünkü arılar çiçek ballarını elde ederken polenlerin arasında dolaşır arıların bacaklarındaki keselerde topladığı bu polenler balın içeriğine katılır. Vitamin ve mineral deposu olan polenler sayesinde balın besin değeri, insan sağlığına olan faydası artmaktadır.

Donmuş çiçek balı

Ayçiçeği balı çok çabuk kristalleşir. Bunun başlıca nedeni glikoz ve polen içeriğinin yüksek olmasıdır. Kristalleştiği zaman sarı bir mum gibi görünmektedir. Çabuk kristalize olması ayçiçeği balının bir özelliğidir. Kristalize olan ayçiçeği balı, o balın işlem görmemiş ve doğal olduğunun bir kanıtıdır. Ayçiçeği balı kovandan yeni alındığında altın sarısı rengindedir.


Salgı balı ise bitkilerin canlı kısımlarının salgılarından veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin (Hemiptera) salgılarından elde edilen baldır. Bu nedenle salgı ballarının besin değerleri, vitamin ve protein içeriği çiçek ballarına göre düşüktür. Salgı balı diğer ballara göre daha koyu bir renge sahiptir: Siyaha yakın koyu kahverengi renginde, hafif acımsı tatta, viskozitesi yüksek bir baldır. Açık renkli ballara kıyasla daha fazla antioksidan madde ve mineral içerdiği bilinmektedir.

Ülkemizde en fazla üretilen bal ayçiçek balıdır, fazla üretilmesi ayçiçeğinin tarım ürünü olması ve çok yaygın olarak ekilmesi sayesindedir böylece arıların bal yapabilmesi için kaynak oluşturulmuş olur. Kaynağın fazla olması verimin fazla olmasını sağladığı için ayçiçeği balı fiyatlarının da uygun olmasını sağlamaktadır.

Faydaları

Ayçiçek balı doğal bir ateş düşürücüdürdoğada bulunan 20 farklı aminoasitten 18 tanesi içerir, polen içeriği zengin olduğu için neredeyse tüm vitaminleri bünyesinde barındırmaktadır düzenli tüketilmesi insan vücudunda oluşan eksiklikleri kapatmakta ve bağışıklık sistemi güçlenmektedir. Ayrıca ayçiçek balı çabuk enerjiye dönüşen bir gıda olduğu için sporcular tarafından da kullanılır. Vücuda zindelik verir ve içerisinde tıbbi çiçek özleri bulunmadığı için sınırlayıcı bir kullanım limiti bulunmamaktadır, günlük kullanıma uygundur dilediğiniz gibi tüketebilirsiniz.
Popüler Yayınlar